KIRMIZI ATKILI KIZ

kırmızı atkılı kız

Kırmızı Atkılı Kız

  Bir aşk romanının kahramanı olduğunu bilmiyordu, kırmızı atkılı kız! Uzun, karanlık ve karlı yolda… Rüzgârın savurduğu kar tanelerini yüzünde eriterek ve bembeyaz duvağına basarak yürüyordu sokakların!

  Saçları, atkısının altından göründüğü kadar ürkekti, bir görünüyor bir kayboluyordu rüzgârın zorbalığında… Gölgesi, kaldırım bekçisi direklerin boylu boyunca uzanan silueti ile eş sayılacak kadar zarif ve sanki soğuk havada birbirine sarılan iki sevdalı aşık gibi birbirine sarılmış hasret gideriyordu kolları… Hiçbir şeyden haberi yok, hiçbir şey düşünmüyor gibi yürüyordu ayak uçlarında kar yığınlarını dağıtarak!

  Bir aşk romanın kahramanı olduğunu bilmeden yürüyordu kırmızı atkılı kız… Ne rüzgarı umursuyordu, nede kendini yerden yere vuran atkısının hayatın ağırlığını taşıyan omzuna attığı tokatları! Ne karların harç yaparak ördüğü, soğuktan donakalmış bir duvarın dayanağındaki kimsesiz adamı umursuyordu, nede kendini…

  Ondan öğrendiğim umursamazlıkla bakamadım arkasından! Neydi beni etkileyen? Saçı mı, boyu mu, karda yürüyüşü mü, atkısı mı? Belki hiç bilemeyecektim! Belki, kimsesizliğin ve yalnızlığın etkisinde kurduğum düşlerime başrol oyuncusu olarak yakıştırmanın bir kandırmacasıydı bana kırmızı atkılı kız. Belki de, aklımla alay eden uykusuzluk ve gecenin bir oyunu olarak kalacaktı sadece anılarımda… Kim bilir bir daha ne zaman karşılaşacaktık. Zamanın hangi saatinde, hangi mevsiminde? 

 Belki hepsi hayaldi…   Bilmiyordum, üşüyordum!

ÖNDER ÖZKARAN

1 Response

  1. emre dedi ki:

    kırmızı atkılı kızın ayak izlerini görür gibi oldum..
    bu güzel yazı için teşekkür ediyorum..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir