İSTANBUL BU

İSTANBUL BU


İstanbul Bu

vefasız bir yar gibi
İstanbul içerimde
küserim,konuşmam
bırakıp gidemem de!

ağlarım; belki hıçkırarak
karışır giderim sulara
adımı,unutursunuz.
değer tenime,dudağı;
bir deniz kızının,
bir varmış bir yokmuş
diye konuşursunuz.
doğar güneş…
cubbalı bir evden
sarkıtır gibi saçlarını,
hatrınıza düşerse adım
suya, bakıp bakıp
avunursunuz.

bu ne halet i ruhiye
senle doğdum ben
ah istanbul..
sensiz olmek niye?

vururum,her dalgada,
talihine,ahşap yalının
çalarım geceye rengimi
bir köpük olurum
bazen bir yıldız
bir sandal gezintisinde
düşerim avuçlarınıza
yapayalnız!

İstanbul,istantanbul bu
belli belirsiz hayal…
Topkapı’da sur,
Haliç’te su!

gezerim rıhtımında
hayalet koyların,
gecenin en tenhasında…
iniltiler çalar kapınızı,
ben olurum karanlıkta!
uyuyamaz,kalakalırsınız
bir uğultu, çatı aralığında!
rüzgarı,ben sanırsınız.

kimine yorgan,kimine yatak
kimine diyar,kimine yar
İstanbul bu İstanbul
bana,sahipsiz mezar!

oturur,belki bir berduş
sessizce yanı başıma!
kah susar için için,
kah yanar,naralarında.
İstanbul hep sustun
şimdi sen konuş
sarhoşun dudaklarında.

hayaldi yaşamak,neydi…
şimşek hızında ömür
istanbul tek sevdiğimdi
kollarında ölünür.

ÖNDER ÖZKARAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir